Giresun Haberleri

Bir Hayat Hikâyesi ve Canı Kavuran Hoş Bir Seda*

0

Malatya Doğanşehir Fındık köyünde çobanoğlu çoban olarak dünyaya gelen bir can; Mustafa CERİT

Dağ eteklerinin, boranlı fırtınanın arası keçi seslerine karıştığı meşakkat ile sahifeler arası İstanbul siyasal bilgiler fakültesine kadar uzanan cehdin kalesi…

Mustafa CERİT; rötarlı hayatımızın izdüşümü…

Beni ötelediğimiz bu hayatta rötarlı sınıf arkadaşım Mustafa Cerit ile abi kardeş hukuku ile yolumuzun kesiştiği yıllar.

Mürekkepsiz aylarını, memleket yolunu sürülerine kavuşturan vatan evladı.

Ders arası çınar dibinde sahifelerin arasında okuyan, çalışan bir cehd insanı; Mustafa CERİT

Okul biter. Teftiş mesleğine girer. Kurumunun müfettişi idealist bir vatan evladı…

Derken bir dosya gelir önüne…

Olanın da ötesine geçen yolsuzluk dosyası… Sonuna kadar gider.

Bir Eylül ayı…

Her şey sessiz, her yer sükûta boğulurken baskı üzerine baskı…

Bir telefon…

Arayan Mustafa CERİT

Müsaitsen görüşelim.

Ziyaretime geldi. Biraz sıkıntılı saklamaya çalışsa da…

Çay payını bekleyerek, muhabbeti demleyerek hayırdır birader derdin ne diye söz demini buldu.

Bir dosya var baktığım ama her şey üzerime geliyor.

Dedim ne yapabilirler ki? En fazla sürerler. Kapatır, görmezden gelirsen bir ömür bakamazsın aynaya… Yağlı urganı elinle geçirirsin boynuna…

Dönemin tepesinden tırnağına, muhalefetinden, basınına suspus olduğu dosya kapatılmadı ama…

Aması var.

Birkaç ay sonrası bir telefon… Tipi rüzgâr sesleri arasında kahkahalara karışan ve yaktın beni serzenişi ile başlayan Ağrı, Kars, Hakkâri’ye teftiş görevine bitmeyen görevlere sürülen…

Ara ara “yaktın beni” ile başlayıp kahkahaya boğulan telefon konuşmaları bitmez; Mustafa CERİT.

Yıllar sonra başka bir kurumun personelden sorumlu İl müdür yardımcısı olur.

Binlerce personelin amiri, akranı, arkadaşı, dertdaşı olan vatan evladı; Mustafa CERİT.

Fırtınalı dağların eteklerinde büyürken, boranını sahillere taşıyacağını bilmeden kaderine koşup kimsenin değil sadece devletinin adamı olmayı şiar edinmiş vatan toprağının öz evladı idi; Mustafa CERİT

Cerit Begdilisi amcazadem ve kardeşimin 2008’de ailesi ile misafir ettiğim köyümüzdeki Beydili Hıdır Ellez festivalinin iade-i ziyaretini toprağa, borana, karlı dağlara ve ameli ile yârine teslim ederken ne hece kaldı; ne kelam…

Vatan hoş bir sedası ile kamu yararını şiar edinen öz evladını kaybetti.

Hatırası kaldı. Biz kaldık esfel i safilinde…

*Ertuğrul Erdal Kaya / Badıllı Beydili Eğt. Kült. Day. Der. Bşk

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz. Anladım