Giresun Haberleri

Böğürtlen, İnoluğu ve İnçayırı…

0

Görele‘nin 30’a yakın köyünün bulunduğu Çömlekçi vadisinde gördüğünüz göreceğiniz her yer başlı başına bir doğa harikası: Volkanik tepeler, mağaralar, göller, şelaleler, kanyonlar, meralar. Bu doğal güzelliklerin hepsini olmasa da bir kısmını görme fırsatını yakaladık.

Karadeniz Konfederasyon (KARKON)Başkanı Sıtkı Ada’nın daveti üzerine Giresun’dan meslektaşım Mustafa Cici ve değerli dostumuz Yusuf Özden ile birlikte yola çıktık.

Görele Sahili’nden yaklaşık 20 kilometre yol gittikten sonra Cimide’de bizi ilk karşılayan KARKON Başkanı Sıtkı Ada oldu ve ilk durağımızda çay molasının ardından “Yolcu Yolunda Gerek”  diyerek bir 10 kilometre daha yol gittikten sonra Soğukpınar köyüne ulaştık.  Burada ise büyük misafirperverlikle hazırlanmış, sofra bizi bekliyordu. Fasulye turşusu, yufka makarnası, köy yoğurdu, köy yumurtası, kestane, çiçek balları bir tarafa sevgi, hoşgörü, samimiyet ne ararsan vardı Köy Muhtarı Birol Medik’in sofrasında.

Muhtar Birol Medik’in Çömlekçi Grup Yolu üzerindeki mütevazı evinin verandasında  çaylarımızı yudumlarken, DSİ’nin yaptığı kanal içerisine hapsedilmiş Çömlekçi deresi ise  şırıl şırıl akan su sesini bizlere ulaştırmaya çalışadursun biz bir an önce İnoluğu’nun soğuk suyundan içmek istiyorduk…

KARKON Başkanı Sıtkı Ada’nın kaptanlığında yavaş yavaş yükselirken,  böğürtlene doğru Çömlekçi vadisi de bütün doğal güzelliklerini sergiliyordu kuşbakışı.

Yolumuz üzerinde ise üçümüzün, dördümüzün el ele tutuşmuş olsak dahi kucaklayamayacağımız kadar gövdesi geniş, ucu ise neredeyse bulutlara değecek meşe ağaçlarına hayran hayran bakmaktan kendimizi alamıyorduk.

Soğukpınar köyünden belki 10, belki de 20 dakikalık bir yolculuktan sonra ulaştığımız ilk yer Böğürtlen çayırı oldu.

Ne de olsa buraya daha önce de gelmiş olmanın avantajıyla Mustafa Cici ve Yusuf Özden’e; “Şurası Sisdağı, şurası Çanakçı’nın köyleri” diyerek etrafı tanıtmaktan geri kalmıyordum tabi.

Yakın köylerden gelen piknikçilerin açtığı çadırların kenarından aracımızda hafiften bir kemençe havası eşliğinde süzülerek İnoğlu’na doğru gidiyorduk gitmesine de Soğukpınar köyünden sonraki stabilize yol, taşlık ve kayalıklara bırakıyordu kendini. Neyse ki aracımız jeep, kaptanımız sağlamdı.

Kaptanımız Sıtkı Ada’nın gözü yolda bizim ki ise etrafımızı çevreleyen kayalıklarda ve şelalelerde derken nihayet inoğluğuna varmıştık bile.

Burada bir süre dinlenip suyumuzu içip geri dönmeyi düşünürken, yolda karşılaştığımız köy sakinlerinin anlattıklarından meraklanarak bir de baktık ki döşeme taş yollara doğru yürüyoruz.

Artık aracın gitmediği patika döşeme taş yolları adım adım çıkarken, önümüzde ise dev kayalar tüm heybetiyle bizi karşılıyordu. Bizi asıl meraklandıran ise bu kayalıkların üzerindeki göz alabildiğine çimenlik, Çömlekçi deresinin doğduğu su kaynağı ve tabi ki bir zamanlar yüzlerce koyunun, onlarca atın, katırların ve çobanların yayla zamanı haftalarca barındığı mağaraydı.

Yol üzerindeki böğürtlenlerin, çalı çileklerinin en irisini bulmaya çalışırken bir baktık ki çoktan ine çıkmıştık bile.

Mağarada bizi en çok hayrete düşüren ise biz bir mağara beklerken, mağaranın içerisinde sanki elle yapılmışçasına ayrı odaların ve bu odalara ışık girecek pencerelerin bulunmasıydı.

Zamanında buralarda çobanlık yapmış olan Muhtar Birol Medik “Şurada koyunlar, burada ise bizler yatardık, aha şuraya da atlarımızı bağlardık.” diyerek sanki o günleri bir kez daha yaşarken, adeta bizim de gözümüzde canlandırıyordu.

Hemen mağaranın yanı başından ise Çömlekçi deresinin kaynağı olan su şırıl şırıl akıyordu. Sanki o köprüleri, yolları, evleri yıkıp geçen Çömlekçi deresi bu değildi. Temiz ve berraklığıyla içmeye davet ediyordu bizi.

***

Böğürtlen, İnçayırı  bir zamanlar Çanakçı ve Çömlekçi vadisindeki köylülerin döşeme taşlı, ipek yolundan ulaştıkları en önemli yaylaklardan birisi olsa da bugün ıssızlığıyla dikkat çekiyor. İnsanoğlunun elinin değdiği her yer kirletilirken, çarpık yapılaşmayla betonlaşa dursun, buraların bozulmayan doğasını ise hala yaya olarak ulaşılıyor olmasına borçluyuz.

Bir günlük gezimize ancak bu kadar sığdırabildik ama hala bu yörede maden, Karınca Kalesi, kilise, Hapan’da Osman amcanın kır kahvesi ve daha nice yerler var…

Kısmetse bir dahakine…

*Ahmet Bilge İHA Giresun Temsilcisi

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz. Anladım