Online Giresun Platformu
SİSLY’DE BİR SAAT

Oğlum ve Mehmet Ödemiş’le bu gün yolumuz Sisdağı’na çıktı.
Hava sıcaklığı sahilde 24, yaylada 17 derece.
Hava açık. Biz buna “para kadar bulut yok” diyoruz.
Yayla yolu kahve kapısına kadar açılmış. Asfalt boyu 2 metre kar var.
Obada varlıklı ev sahiplerinin güzel ve bakımlı evlerinin her birinin kapısında, büyük kuturlu ayı izleri gördük.
Oba içinden geçen Çayırobası deresi erimiş karlardan taşan dupduru suyu ile vınlayarak akıyor. Mevcut alanlar karla kaplı, güneş altında tomurcuklanmış inci taneleri gibi parlıyor. Kar batmıyor, ayakkabı iz bırakıyor. Çeşme suları tatlı, içine kar suyu karışmış.
5 metreden yüksek çamların ancak yarıdan fazlası göğe, altı kara saplanmış.
Birde Kadırga tarafından esen bir yel var. Baktım, 3 numara kesilmiş saçlarımı yalıyor. Serin serin okşuyor.
Yolum Sisdağı SİSLY Tesislerine uğruyor. Merkezindeki lokalin terasında Sandıkgölü manzarası balkonunda; hem de Gürgenlik Tepesi karşısında oturuyoruz.
Garson önce birer posta çay, sonra toprak kap içinde sütlaç. Bitince bir bardak çay daha getiriyor.
Sandık gölünün tepesinde peş peşe birdirbir oynayan derenin, durmadan çağlayan suyun sesi kulaklarımızın pasını siliyor. Adeta rayba vuruyor.
Bu arada farlarının pusu aydınlanmış gözlerimle, bir bakış atıyorum, Alaca Yaylasına. Bir nazar fırlatıyorum, Kadırga yaylalarına…
Karşı Tepeler un çuvalı gibi yan yana, üst üste sıralanmış.
Etrafımız beyaz kar içinde, yemyeşil çam ağaçları. Olmuş Giresunspor forması.
