Giresun Haberleri

Türkiye’nin Tarım ve Hayvancılığına İstatistiklerle Bakış

Mali Müşavir Salih Ünal tarım ve hayvancılığımızın bugünkü geldiği noktayı 10 yıl öncesinden tahmin ederek geleceğe bir bakış atmış. Buyurun okuyalım.

0

Son yıllarda Gıda, Tarım ve Hayvancılık cephesinde neler yaşandığı oldukça merak konusu. Makro ölçek verileri konusunda konunun uzmanları dahi, bakanlık verilerine şüpheci gözle bakmaktadırlar. Bunun sebebi daha önce yaşanan yanlış bilgilendirmeler, hatalı istatistiki bilgiler ve verilerin tutarsızlığı idi. Bu konuda nispi düzelmeler olsa dahi, istatistiki bilgiler sürekli ihtiyatla yaklaşılmalıdır.

Tarım ve Hayvancılık sahasında ülkemizde son 3 yılda yaşananlar, başka ve özellikle gelişmiş ülkelerde yaşanmış olsa, Bakan dâhil üst düzey tüm bakanlık bürokratlarının istifası gerçekleşirdi! Bizde ise, bürokrasi bilgileri istediği gibi daha Türkçesi işine geldiği gibi kullanabilmekte, açıklayabilmekte ve sorunlu verileri gizleyebilmektedir! Son 3 yılda Cumhuriyet tarihinin ithalat rekoru, et ithalatında yaşanmıştır! Önceki yıllarda hazırlanan hatalı istatistiklere, yıllara sâri yanlış yönetim de eklenince Canlı hayvan ve et ithalatı rekor seviyelerde gerçekleşmiştir. Devletin ve aslen milletin kaynakları teşvike dönüştürülerek, hayvancılık sektörü el değiştirmiştir. Artık köylü hayvan bakmayacak, teşvik zengini yeni ağalar tarımsal alanların sahibi olacak ve hayvancılık köylüden, şehirli zenginlere devrolacaktır. Bunun demografik ve sosyal etkileri uzunca yıllar ülkenin başını ağrıtacak gibi durmakta lakin devlet iradesi kendi yaptığı hatanın bedeli sürekli halka ödettiği gibi, bunun bedelini de yine insanımız ödeyecektir.

İstatistiklere dönecek olursak;

Türkiye İstatistik Kurumu raporları, dar aralıklı ve kısa dönem mukayeseli verilerden oluşur. Büyük resmi görmek için ise ciddi akademik çalışmalar yapmak gerekir. Burada anlaşılmaz ve karmaşık hesaplamaları paylaşmak yerine, basit ve anlaşılır verileri paylaşmayı uygun görüyoruz.  Buna göre, ülkemizde Genel ve Tarım, hayvancılık ve Gıda ithalat ve ihracat verilerini paylaşacağım. Verilerin bize gösterdiği gerçeklerin yorumunu ise sizlere bırakacağım.

2000-2011 arası Tarım ve Hayvancılık konusundaki ilk 24 fasıla ait ithalat verileri aşağıdadır:

Burada tablonun bize gösterdiği en çok dikkat çeken hususları sizinle paylaşacağım;

  1. Canlı Hayvan ithalatına uzunca yıllar hiç gerek duyulmaz iken son 3 yılda % 2168 oranda artan bir ithalat zorunlu hale gelmiştir.
  2. Etler ve yenilen sakatat faslında ise Cumhuriyet tarihi rekoru düzeyinde bir artış yaşanmıştır. Artış oranı % 103990. Bu gerçekten ülke için dramatik bir sonuçtur.
  3. Yenilen sebze ve meyve ithalatında son yıllarda Milyar doları aşan bir ithalat görmekteyiz. 2008-2011 arası Sebze 1.330.118.000 $ ithalat! 2008-2011 arası Meyve 1.340,291.000 $ ithalat!
  4. Hububat ve yağlı tohum ithalatımız bakanlık açıklamalarını yalanlamaktadır. Sadece 10.fasılda ithalat rakamlarında % 242 artış olmuş ve Hububat ithalatı 6,327.949.000 $ a ulaşmıştır. Tohum ithalatının azaldığını söyleyen bakanlığın açıklamaları gerçeği yansıtmamakta, tohum ithalatı günbegün artmaktadır. 2000-2003 arası 1 milyar dolar seviyesindeki ithalat son periyodda 6 milyar dolar seviyesine dayanmıştır.
  5. Nitekim Hayvansal ve bitkisel yağların ithalat artışı da dramatik tabloya uygundur. 1,5 milyar dolarla başlayan ithalat, 5,4 milyar dolar seviyelerine ulaşmıştır.
  6. Meşrubat ve alkollü içeceklerin ithalatı yakın zamanda milyar dolarlık ithalat arasında yer alacak seyirde deva etmektedir.

Tabi ki bu veriler, yalnız ithalat verileridir. İhracatta da artışlar olduğuna göre yukarıdaki tabloyu ihracat verileri ile karşılaştırarak, kaynak kullanımı açısında mukayese imkânına kavuşuruz. Burada bakılması gereken ikame oranıdır. İthalat ve ihracat birlikte artarken, ihracatın ithalat karşısındaki oransal değişimi önemlidir. Aşağıdaki veri bu sebeple derlenmiştir;

Bu tablo Türkiye’nin Tarım ve hayvancılık alanında geldiği noktayı net olarak gösteren en önemli tablodur. Bu tablo aslında Tarım politikasındaki yalan ve gerçekleri gösteren oldukça basit bir veriyi de içinde barındırmaktadır. Tablonun özeti şudur;

2000-2003 yıllarında ithal ettiğimiz tarım ve hayvansal ürünün 2,12 katı ihracata sahip bir ülke iken, 2012 yılındaki son tabloda, ithal ettiğimizin ancak 1,35 katı fazla ihracat yapabilen ülke konumuna gerilemiştir! Bu durum bize aslında tarım politikalarındaki söylenen “ihracatımız artıyor “ gerçeğinin içine gizlenmiş bir yalanı da açıkça ortaya koyuyor. İthalatımız ihracatımızdan daha hızlı artıyor ve yakın bir gelecekte ihracatından daha fazla ithalat yapan bir ülke olacağımızı göstermektedir. Tabii ki bu öngörü, mevcut politikaların devam etmesi ve bununla ilgili Tarım politikalarında tedbir alınmaması durumunda geçerlidir.

Paylaştığımız tablolar yüzlerce tablo içinden seçtiğimiz genel tablolardır. Bu tabloların geri planında daha kronik ve oldukça sorunlu verileri de gördük. İthalatın ihracatımızı birkaç yıl içerisinde yakalayacak olması,  rahatsız edici ve ülke kaynaklarının ne kadar kötü kullanıldığını ve yönetildiğini gösteren bir bilgi ve süreçtir. Bürokrasi bu gibi durumlar içinde her türlü bilgi saptırma ve gizleme becerisine sahip olsa da, siyasi ve sivil aklın buna bir noktada müdahale edeceği ve bu sürdürülemez durumu sonlandıracağı kanaatimi koruyorum.  Bu tablo siyasi açıdan da önemli sonuçlar içermektedir. Özellikle, üretilen teşvik ve sübvansiyonların heba edildiği ortadadır. Ülkenin en büyük 2. kadrosuna sahip bakanlığın aslında müflis olduğu, ekonomik işletilemediği, kaynakları doğru kullanamadığı açıktır.” Tüm dünyada tarımsal ürünler sübvanse edilir” savunması ise çok bildik bir aldatmaca ve yalandır. Sübvansiyon, Master plan ve/veya tarımsal rekoltenin olumsuz etkilenmesi hariç diğer alanlarda neredeyse uygulanmaz. Bizde ise zaten bir master plan mevcut değildir. Günübirlik tedbirlerle idare edilen bu toplumun en geniş istihdam alanı yakın gelecekte yeni sıkıntılara da gebe kalacaktır.

Bizde,  bilgileri siyasi amaçla kullanıp eleştiri geliştirmek yada bilgilere karşı siyaseten savunma yapma alışkanlığı yüksektir. Burada hamasi bakış ülkenin geleceği konusunda riskleri daha da artırır. Bu kısır çekişme ve tartışmalar yerine tedbirler, verilerden daha önemlidir. İki tedbirden bahsedebiliriz. Birincisi, bu güne kadar uygulandığı gibi, günübirlik uygulama ve tedbirler yerine Master plan uygulamasına geçilmelidir. Bu plan en az 30 yıllık olmalıdır. Buna Master Tarım Planı denir ki, bu bizim be nesillerimizin yaşamı açısından sadece önemli değil, kaçınılmazdır.

İkincisi ise, bu planı uygulayabilecek ehliyet, birikim ve iradeye sahip bakan ve bürokrasisi ile bu plana sahip çıkan ve bakanlığın bürokrasisine terk edilmemiş siyasi irade ve kararlılıktır.

*Salih Ünal 29.12.2012 https://salihunal.blogspot.com/

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz. Anladım