Giresun Haberleri

Dikilen Gülün İlk Bahçıvanı O İdi*

0

Türkiye ve İslam Âlemi çok samimi ve inanmış bir âlimini kaybetti; Doç. Dr. Nedim Urhan...

Giresun İmam Hatip Okulunun ilk müdürü idi. Efsane müdürü idi. Güler yüzlü, kadife sesli, hem disiplinli hem merhametli müdürü idi.

Onun aşkını, gayretini, inanmışlığını görünce biz öğrenciler, 1970’lerin yokluk ve imkânsızlıkları içinde dertlerimizi unutur, onun muvaffak olması için dua ederdik.

O gerçek bir efsane idi. Geceleri adeta Giresun’un karanlık sokaklarında elinde fener öğrencileri arar bulur tenceresi kaynamayan, sobası yanmayan, yerde bir dastarı ya var ya yok evlere nefes olurdu.

Can suyu olurdu.

Köylerden gelmişiz. Birçoğumuz yalnız yaşıyoruz. Yokluklar üzerine bina edilmiş öğrencilik yılları.

Ütü kömürlü.  Kim yakacak? Yatağın altına sererdik pantolonları.

Tüplü ocak yok. Kazanlı soba…  İçine atölyelerden hızar tozu alacak, eve getireceksin. 100 cc’lik bir şişeyi sobanın ortasına dikip tozu sobaya basacaksın. Önden bir delik açıp kibritle yakmaya çalışacaksın. Toz yanacak da çay yapacaksın!

Kim uğraşacak?

Zaman var mı?

Kuru ekmek,100 gram zeytin, bir dilim gos helva, bir bardak su…

Para yoksa?

Paran yoksa karın gurultusu da mı yok?

1979 yılında Korgan’a gittim. Samsunda Yüksek İslam Enstitüsünde öğrenciyim… Korgan İmam Hatip Müdürü Giresun’dan hocam Osman Demir…

Kendisini ziyarete gittim, derste dediler.

Şube?

Karşıki camiyi gösterdiler. Altı sınıftır, orada derste.

Geldim, sınıfa gireceğim lakin sınıftan bir su akıyor ki; tıpkı küçük bir dere. Paçalarım ıslanmasın diye zor girdim.

Hocam bu ne hal?

Caminin arkası toprak. Yığılan su duvardan içeri sızıyor. Öğrenci kalabalık. İmkân kıt…

Anla gerisini…

Giresun 1970’lerde aynı akıbeti yaşıyor. Tüm olumsuzluklara karşı kadife sesiyle dik duran biri var; Nedim Urhan.

Halkla iletişimi sağlam biri var; Nedim Urhan…

Geceleyin veya gündüz matinelerinde sinemaları gezip öğrenci var mı; kahvehaneleri gezip aylaklık yapan var mı? Tarayan biri var; Nedim Urhan…

Kendisiyle en son Eyüp Sultan Camiinin kapısında namazda görüşmüştük. Yıl sanıyorum 2016…

Şunu sormuştum kendisine:

-Hocam! 1970 yılıydı.  Biz 6/B sınıfında idik. Sınıfımızda bizden dört/beş yaş büyük,  ağabey bildiğimiz bir arkadaşımız vardı.

Matematik öğretmeni Mustafa Kurt bizi çok döver, dayakla korkutur, “neden İmam Hatip Okulunu tercih ettiğimizi, başka okullara gidip orada kızlarla arkadaşlık etmemizin bizim için daha akıllıca olacağını” söylerdi.

Bir gün hiç sebepsiz yere arkadaşımıza (af buyurun) donunu indirmesini söyledi.  Sınıfta, aleni…

Arkadaşımız direnince tehdit etti ve zorladı.

Arkadaşımız “kimsenin görmediği bir yere bari gidelim” deyince de “erkeğin malı meydanda olur lan” diyerek bağırdı.

Biz tüm sınıf korkudan titriyoruz. Çünkü hoca döverse şamar vurmuyor. Parmak uçlarımızı büzdürüp cetvelin demir kısmıyla vuruyor. Nihayetinde hocam, arkadaşımız donunu indirdi!

Size bu konu intikal etti mi?

Hocamız gözleri fal taşı gibi açılarak:

-Yoo. İlk kez duyuyorum, dedi.

Dedim ki; Hocam! Kim söyleyecek? Korkudan kim söyleyebilir?

Söylesek Milli Eğitimde sizi kim dinler?

– Evet, doğru söylüyorsun ama ben ona Giresun’u dar ederdim, dedi.

Sevgili Hocam! Seni Rabbimizin huzuruna uğurluyoruz.

Keşke bizler de senin bizim üzerimize titrediğin gibi, bir yavrumuzun üzerinde titreyebilsek.

Yağmurda güneşte kanatlarımızı şemsiye yapıp, çırpınabilsek…

Keşke bizler de binlerce İmam Hatipli olarak bir Nedim Urhan olabilsek.

Yolun açık olsun Sevgili Hocam. Rabbim seni rahmetiyle kuşatsın.

Âmin.

*İdris Günaydın Emekli Öğretmen

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz. Anladım