Giresun Haberleri

Zaman Hızlı Geçiyor; Ferhat Başçavuşum

0

Çocuklarım askerdeyken ‘En çok hangi sözcük seni korkutur?’ deseydiler, kuşkusuz ‘Şehit sözcüğü…’ derdim. Bir oğlum askerliğini Tokat’ta yaptı. Komando olmak için elinden geleni yapmasına rağmen olmadı; ama dağlarda komando gibi askerlik yaptı. Nedeni ise Tokat İl Jandarma komutanıydı. Komutanı bana ‘Bir insan komandoluğu niye bu kadar ister?’ dediğinde ona cevap verememiştim. Sadece ‘Ailece ülkemizi severiz ve asker kökenli bir sülaleyiz.’ diyebilmiştim kendine.

Küçük oğlum askerliğini doğuda ve komando asteğmen olarak tamı tamamına dokuz ay dağlarda gezerek yaptı. Abisine bir türlü nasip olmayan komandoluk ona nasip olmuştu. Onlar, bunların gururunu yaşarken bizi bu onurlu davranışlarıyla onurlandırmışlardı. Ama bizler, babası ve annesi olarak içimizde ‘Bu istemediğimiz şey başımıza gelirse ne yaparız?’ diye bir mumu hep yanık tuttuk.

O mum, içimizde yandığı sürece her şehit haberini duydukça mum alevini arttırıyor ve içimizi eritiyordu. Pek çok akşamı uykusuz geçirdiğimiz olmuştur. Anneleri ve ben belli etmemek için elimizden geleni yaptık. Artık ikisinin de askerliği çoktan bitti. İşlerinde, güçlerinde artık her ikisi de… Biz de ‘İçimizdeki mumu söndürdük!’ diyebiliyorduk; ancak her şehit haberi içimdeki mumu yakmaya devam ediyor.

İşte yine bu şehit haberlerinden biri Başçavuş Ferhat Gedik… İnsan nasıl üzülmesin? İki çocuğu, mutlu bir yuvası, onu seven ailesi ve akrabaları… Bunların içinde yanan mum sayılarını tahmin bile edemiyorum!

Sizler, bir şehidi hep al bayrağa sarılı bir tabutun içinde gördünüz! O ise Albayrağ’a sarılı bir tabut görmemek için elinden geleni yapardı. Bunun için bizim yaşamımızda yaptıklarımızdan taviz vererek bizim kıymetini bilmediğimiz ve önemsemediğiniz hareketlere özlem duyarak bu dünyadan göç etti!

Biz, çocuğumuza en son ne zaman sarıldığımızı hatırlamazken o çocuklarına sarılamadığını hiç unutmadı! Biz, ailece televizyon seyretmeyi her akşam yapsak da o tek bir akşam ailece televizyon seyretmeyi çok isterdi. Biz, ailece yemek yemenin mutluluğunu, huzurunu unutmuşken o ona her zaman özlem duymuştu!

Teröristlerle sadece güç ve cesaret üzerinden mücadele edilmeyeceğini çok iyi bilirdi. En işkolik adamlardan birisiydi. Kendisini işine adayan, işiyle yatıp kalkan bir adamdı. Silahını değiştirir; ama hedefini asla değiştirmezdi!

Sistemli ve planlı bir makine gibi çalışırdı. Sistemsizliği ve plansızlığı asla sevmezdi. Hangi konuyu ona aktarırsanız aktarın onu anlar, araştırır; size saatlerce o konu hakkında brifing verebilirdi.

Siz yaşadığınız yerlerdeki HES’lerin dünyadaki HES’lerden farkını bilir misiniz, O bilirdi! Elektrik üretmek için makineye inen suyun debisini, hızını ve üretim kapasitesini bilirdi. Siz her zaman geldiğiniz yolda ne olduğunu metre metre bilir misiniz? O bilirdi…

Trabzon’dan Maçka’ya gelirken fındık satan satıcının tabelasında en son fındıkçı yazısını gördüğünde çevresinden haberi olmayan satıcıyı ve onun yanıltıcı bir tabela kullandığını dürüstlükle söylerdi! Çünkü ondan sonra iki fındık satıcısı daha olduğunu bilirdi. Yaşadığı yere bu kadar hâkimdi ve çok ama çok iyi bir gözlemciydi!

Onun yaşamında plansızlık ve sistemsizlik diye bir şey olmazdı. Taşınacağı zaman bile bunu bir plan ve sistem içinde yapardı. Kolileri numaralar, kolinin içinde aşağıdan yukarıya ne olduğunu belirlerdi! Kolilerin hangi cins olduğunu, boyunun ne olduğunu koliyi açmadan çok rahat anlayabilirdin!

Gece üçte bile arasan rahatsız olmaz, aklınıza takılan bir şeyi söylediğinizde sanki gece değil de gündüz aramışsın gibi yatağından doğrulup sana cevap verir ve detaylıca anlatırdı! Bu işe kendisini adamış, çok çalışkan bir insandı. Evinden ayrılırken eşiyle vedalaşan, geri dönüşü olmama ihtimali olan bir işte çalıştığını bilen bir adamdı.

Hiçbir zaman bir şeyi yapıyormuş gibi davranmaz, o işi savsaklamadan hakkıyla yapardı. Görevini, milletini, yurdunu seven, onun için ölümü göze alan bir vatan evladıydı. Çoluğuna çocuğuna düşkündü; ama ne yazık ki istemesine rağmen iş yükü nedeniyle ailesine fazlaca vakit ayıramayan biriydi.

Gecesini gündüzünü arazide geçirirdi biz güvende olalım diye! Ya bir ormancı gibi görünür ya bir TEDAŞ görevlisi gibi gezer ya da dozerci olarak rastlayabilirdin ona arazide! Yağmur çamur demeden dolaşırdı bizim bilmediğimiz arazilerde!

Paçalarını sıvamış, dizlerine kadar çamura batmış olarak görebilirdin onu kim olduğunu bilmeden! Milletin gitmediği yerlere girip çıkan, korkusu olmayan bir adamdı!

Ölümden ancak ölümün üstüne giderek kaçılır olduğunu bilenlerdendi! Arkadaşları ve askerlik onuru için savaşanlardandı! Bölgede onu tanımayan meslektaşı yoktu. O, bu göreve başlayanlar için örnek alınacak bir insandı!

Başkalarının onunla gelip savaşmasını istemezdi. Çok zor bir iş yaptığını bilir; onun kendi işi olduğunu düşünürdü. Bu sadece onun işi değildi! İşinin varlığının nedeni ve bir onur olduğunu bilirdi. Bu mücadelede sadece bir şey isterdi. Canını korkusuzca vermek istediği milletinin onun yanında olmasını beklerdi. Fiziki varlıklarıyla değil, sadece yürekleri ve gönülleriyle!

Gümüşhane’nin hiçbir maçını kaçırmazdı. Ölümünden sonra taraftarlar onun devamlı oturduğu yere ‘Ferhat aramızda!’ diye pankart asmıştı. İnanıyorum ki o yine maçlarda orada oturuyordur!

Gümüşhane’de yakalanan teröristi bulan oydu! Arazide ilk defa itirafçı olmadan sığınak bulan, kuryeleri takip etmek için planlar yapan da oydu! O nedenle geçici görevle Maçka’ya gönüllü geldi. Konuştuğunda onu dinlememek gibi bir şey olmazdı; çünkü çok önemli bilgiler verirdi!

Tayini çıkmasına rağmen gönüllü olarak Maçka’ya geldi. Burada teröristleri temizlendikten sonra belki de ailesiyle ilk defa gönül rahatlığıyla yıllardır ertelediği tatiline çıkacaktı!

Maçka’da teröristleri yakalamak için çok yaklaşmıştı. Tecrübesine dayanarak tarama yapıyordu. ‘Terörist olsa hangi eve girerdi? Boş evler hangileriydi? Gündüz hangi evler boş bulunuyor?’ diye arazide gözlem yapardı. Ormana yakın evleri tespit ediyor ve bu tür evlerde yaşayanları uyarıyordu. Evde erzak bırakmamalarını tembihliyor ve ‘Şüphelendiğiniz bir şey varsa bize de haber verin!’ diye halkı uyarıyordu. Jandarma bu uyarıyı hep yapıyordu.

Tarih 11 Ağustos 2017… Bir haber almışlardı. ‘Teröristlere ait izler görüldü!’ diye! Hemen sözü edilen yere giderek araştırma yaptılar. Evden alınan erzakla oradan gitmişlerdir diye patikayı kontrol ettiler; ancak bir şey bulamamışlardı. Yeniden köye dönerek köyün içinde bulunan çeşmenin yanına geldiler. Nerelere bakacaklarını planlamaya başlamışlardı ki yakın mesafeden gelen silah sesiyle irkildiler!

Doğum gününe bir gün kala telefonda ailesinin sesini duymak yerine, hain ve kalleşçe yapılan saldırının silah sesini duymuştu!

O hain ve kalleşçe yapılan saldırıda kahpelerce…

Bakılmıyor dökülen yaşa bir ayrılık, bir yolculuk olduğunda! Maçka halkı sana her zaman minnettar olacaktır! Seni asla unutmayacağız koca yürekli komutan! Mekânın cennet olsun!

Biliyorum, duyuyorsun bizi ve şimdi sen bize ‘Vatan sağ olsun!’ diyorsun.

TC Turhan Eyüboğlu

11 Ağustos, 09:08

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz. Anladım