Giresun Haberleri

Dini Hayattan Dışlamak…

0

Din insan içindir ve dinin muhatabı da insandır. İnsan yaratılalı beri din vardır. Rabbimiz insanı yaratıp başıboş bırakmamıştır. (Kıyame 75/36) Dolayısıyla insan dünyada kendi kafasına göre de yaşayamaz. Din insanın hayatına yön verir. Vermelidir. Hele ki inandığını-iman ettiğini iddia eden bir kimse imanının gereği olarak hayatını dine göre yaşamak durumundadır. Yaşamazsa ne olur? Sınavı kaybetmiş olur. Neticede karşılığını ahirette görür.

Burada din derken İslam’ı kastediyoruz. Yazdıklarımız havada kalmasın. Daha somut ifadelerle konuyu izaha çalışalım. Allah katında din İslâmdır. (Âl-i İmran 3/19) İslam, Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e kadar tüm peygamberlerin tebliğ ettikleri dinin ortak adıdır. Her gönderilen peygamberler bir öncekini tasdik etmiş ve güncellemiştir.

Şimdi esas meseleye gelelim. Dinin muhatabı insandır dedik. İlaveten şunu söyleyelim. Dinin mahalli hayattır. Yani dinin uygulama alanı hayattır. Din yaşanan hayata dair konuşur. Son vahiy Kur’an da hayata dair konuşur. Hem bu hayata dair hem de ahiret hayatına dair konuşur. Aile, evlenme-boşanma, iktisadi hayat vs… konuları dünyamıza dairdir. Ama yeniden diriliş, mahşerde toplanma, hesap-mizan-terazi, cennet- cehennem… Bu ve benzeri konular da ahiret hayatımıza dairdir.

Şimdi bu noktada “din vicdan işidir” lafı havada kalıyor mu kalmıyor mu? Zira din vicdan işi değildir. Vicdan işi olan imandır. Zira imanın mahalli de kalptir. İman kalp ile olur. Ama din imandan ibaret değildir.  “İman ettim demekle” iş bitmiyor. “İnsanlar, denenip sınavdan geçirilmeden ’iman ettik’ demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?” (Ankebut 29/ 2) İmanın pratiği amel, başka bir ifade ile ibadetler de gerekiyor. İman, işin temelidir. Ameller de o temel üzerine yükseltilmelidir. Yani iman amellerle desteklenerek korunmalıdır. Yoksa o da sönebilir.

Din nasıl vicdan işi olabilir ki? Misal, kurban ibadetini yerine getirirken sosyal hayatta görünür kılmadan nasıl yerine getirebiliriz? Zekat ibadeti vicdanda kalabilir mi mesela? Mutlaka hayatımıza dokunacaktır. Varsıllar yoksullara malının bir kısmını Allah rızası için verecek. Bütün bunlar hayatta oluyor, hayatın tam içinde oluyor. Hele şu “EZAN” ne oluyor? Günde beş defa minarelerden Müslümanlara namaza-camiye davet ediliyor. Günde beş defa “Allahü Ekber” haykırılıyor.

Diğer taraftan dünyevileşmenin de etkisi ile dinin hayattan dışlandığına şahit oluyoruz. İnanmayan zaten inanmıyor. Başka dinlere inananlar konumuz dışındadır.

Temel sorumuz şu: Günlük hayatımızda din belirleyici mi değil mi? Dini referans alıyor muyuz almıyor muyuz? Ticari hayatta İslami ölçülere uyuyor muyuz mesela. Faiz, stokçuluk, aldatma-hile, fahiş fiyat vs… Bu konuda durum ne? “Din işi ayrı dünya işi ayrı” diyerek dinin sadece ahireti ilgilendiren bir olgu olduğunu iddia etmek sakat bir anlayıştır. Öyle olsaydı Kur’an’ın muamelata dair onlarca-yüzlerce ayetini ne yapacağız?

Benim dikkatimi çeken bir diğer konu da şu. TV’lerde film ve diziler yayınlanıyor. Yapımcılar hayatın gerçeklerine dair bir film-dizi çektiklerini iddia ederler genelde. Ancak gel gör ki hayatın gerçeği olan din ve dini değerler yok filmlerde-dizilerde. Olanlar da ya yüzeysel olarak var ya da din ve dini değerlerle alay etmek için var.

Daha somut örnek vermek gerekirse isim de vererek iki örnek vereceğim. Benimde severek izlediğim ve çocukluk yıllarımı anlatan bir dizi olan Seksenler… Güzel bir dizi. Şiddet yok, alkol yok, cinsellik yok. Bunlar çok güzel. Kardeşlik, dostluk, yardımlaşma, komşuluk vs güzellikler var. Dizide manav var, pastacı var, çaycı var, berber var, kasetçi var, kebapçı var, perdeci var, dürümcü var, polis var, bekçi var, muhtar var, öğretmen var. Var da var. Ama mahallede “CAMİ” yok. Mahallede “İMAM” yok. Neden? Müslüman bir toplumda din hayatın bir gerçeği değil mi?  Buradan yapımcı Birol Güven ile Müfit Can Saçıntı kardeşlerime duyurulur.

Yine uzun zamandır devam eden “Arka Sokaklar“ dizisi var. Burada polislerimiz güzel iş çıkarıyorlar. Kanunsuzların, suçluların üzerine cesaretle gidiliyor. Lakin topluma örnek olacak polislerimiz üzerinden içki içmek normalmiş gibi gösteriliyor… Hatta baba- oğul karşılıklı içki içiyor. Bunu polisiye bir diziye koymasanız ne kaybedersiniz? Burada bir kötülük normalleştiriliyor. Özendiriliyor. Bu durum birçok dizide-filmde var. Tarihi bir dizi olan “Payitaht Abdülhamid” de de benzer sıkıntılar vardı. Ne hikmetse buna bile aşk-meşk koydular. Sanki hakkında kanun varmış gibi. Neymiş böyle olmazsa izlenmezmiş. Reyting almazmış! Reytinginiz batsın!

Dinin muhatabı ölülermiş gibi bir anlayış var bir kesimde. Kur’an’ın muhatabı ölülermiş gibi davranılıyor ne yazık ki. Hâlbuki Kur’an hayat kitabıdır. Hayata konuşur. Kur’an hayata okunmak için indirildi. Ölülere değil. Ne gariptir ki ölüler ardından okunması adet haline gelen Yasin 70. Ayette Kur’an’ın dirileri uyarmak için indirildiği vurgulanır. Ancak ne yazık ki bu hakikat hep göz ardı edilir.

Özetin özeti. Din hayat için vardır. Kur’an hayat kitabıdır. İki dünyamızı da mamur edecek hükümler ihtiva eder. Zaten biz mahşerde ilahi huzurda hesap verirken bu yaşadığımız dünyadan sorguya çekileceğiz. İşte orada bize kendi kafana göre mi yaşadın yoksa gönderdiğim kitaba göre mi diye sorulacak. Ne mutlu Kitaba göre yaşayanlara…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz. Anladım